Zekeriya Beşirli ile Röportaj

2015-12-25 00:03:00
Zekeriya Beşirli ve Çalışmaları Üzerine Yaptığımız Söyleşi...

Zekeriya Beşirli tüm bilindikleri bozan, klişeleri alt üst eden yazılarını önce blog sayfasında yazdı, ardından Facebook'ta Twitter'da paylaştı. Şimdi ise iki kitap çıkartmış bir yazar. Kitaplarının birinin adı "Kendi Alın Yazını Kendin Yaz", diğerinin adı ise "Gibi Olmayın Kendinizi Oluşturun"... Üstelik şimdi bir de yeni kitaplarının hazırlığını sona erdiriyor. İşte ezberleri bozan yazarla, keyifli söyleşimiz.

Merhabalar Zekeriya bey… Öncelikle sizleri tanımak isteriz. Kimdir Zekeriya Beşirli? Nerelidir, nerede yaşar, ne mezunudur, ne yapar?

Giresun’un, Espiye ilçesi, Cibril mahallesi, orman köy mevkiinde dünyaya geldim. İlk ve orta öğrenimim Cibril Mahallesi ilkokulunda, Espiye’de ve Ankara’da tamamladım. Akdeniz Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarım Makineleri ve Teknolojileri Mühendisliği bölümü mezunuyum, Ziraat Mühendisiyim.

Bilgisayar yazılımı, eğitmenliği, danışmanlık yaptım ve halen de yapmaktayım. Çeşitli okullarda bilgisayar işletmenliği öğreticiliği yaptım, özel matematik dersi verdim.

Psikolojiye ve kişisel gelişime olan ilginiz ve merakınız nasıl geliyor? Bilgilerinizi kitaplaştıracak bu seviyeye nasıl ulaştınız?

Lise yıllarında başladı ve özellikle öğretmenlik yaparken, iş hayatında insan davranışlarını kendinize açıklayamadığınız, bu nasıl olur ya, dediğiniz muamelelere maruz kalırsınız, işte bu durumda psikoloji teknik bilgisine daha çok ihtiyacınız olduğunu görürsünüz, sinirinizi bozmaktansa, nedenini bilirsiniz ve ona göre zihniniz rahat olur ve tabi ki de, merak.

Aslında insan farkında değildir ama önce kendini merak eder sonra diğerlerini…

Kesinlikle…

    "Genel kişisel gelişim öğretileri, para karşılığı müşteriye gaz verir. Hiçbir sorun çözmez."

Kitaplarınız diğer kişisel gelişim kitaplarından oldukça ayrılıyor. Bunu nasıl açıklayabilirsiniz?

Onları ben de okudum, farkındayım biliyorum. Şu önemlidir; bilmek sorun çözmektir. Kişi kendisinin sorunu çözemiyorsa, daima ötekine ihtiyaç duyuyorsa; biliyor mudur?

Bilmek kişiyi ötekine bağımlılıktan kurtarmalıdır. Peki kurtaramıyorsa? Bu nasıl bilmek!

Peki, neden böyle bir yol seçtiniz?

İnsanların sorunlarına karşı objektif çözüm sunmaya çalıştım. İlgiden gördüğüm kadarıyla, sanırım insanlar da aynı fikirde. Diğerleri para karşılığı hep gazladır. Bakın antideprasan kullanım oranına, bakın her şeyi olan insanlara… Madde, mevki hepsi var. Ama mutlu değil…

Kişi özü ile barışık ise mutludur. Bu da kişinin kendini bulması ile iç dengesini sağlaması ile mümkündür. Kişi kendi ile barışık ise mutludur ve bu hali ile evrenin parçasıdır.

Artık günümüz insanı kitaplarımda değindiğim gibi gerçeği istiyor. Çünkü ona hep sahteyi sundular, onu nasıl kullanacaklarını hesap ettiler. Bu birçok insan tarafından fark edilmeye başlandı.

Sizce diğer kişisel gelişim türleri çöp mü? Neler söylemek istersiniz bu konuda?

İnsanın sorununu çözüyorsa, ona sorgulama imkanı veriyorsa, yani rahatsız ediyorsa değerli kitaplardır. Fakat göz ardı etmememiz gereken gerçek var, bu ise ekonomik nedendir. Kitabı satmıştır, başarmıştır. Doğal karşılamak ve saygı duymak gerekir. Unutmayalım, ötekini suçlayarak bir yere de varılmaz.

Kitaplarınızda değişim, gelişim vurgusuna rastlıyoruz sıkça. Neden?

İnsan öyle dizayn edildi, bunu anlamak isteyen evrene, doğaya baksın. Nasıl da capcanlı. Evren değişim, dönüşüm ve yenilenme üzerinedir. İnsan da ve diğer canlılar da böyledir.

Aynı kalmak sağlıklı ruh hali değildir. Kişiyi yorar. Patinajdır. Değişen ve gelişen kişi gençtir, estetiktir, dinçtir. Bilmek sağlıktır. Bilmek kişiyi değerli kılar. Bilmek sorun çözer. Bilen, kendini sever, gazlayıcı avına da çıkmaz.

“İnsanlığın hür olma akımına ihtiyacı var” diyorsunuz. Sizce gerçekten insanlar bunu başarabilecek mi?

Tarihsel süreç irdelenirse görülecektir ki ister dini referanslı, ister ideolojik diye sunulan öğretilerin çoğu, insanın tepesine çıktı. Ve halen inmek de bilmiyor.

Peki, insanın hangi sorunun çözdüler? Şimdi bunlara eklendi kişisel gelişim diye sunulan öğretiler. Bu kadar öğreti var, insan mutsuz. Nedeni nasıl açıklanır?

Bu kadar öğreti kişi özgürleştirmedi, aksine mağdur etti, köleleştirdi, korkuttu.

Çünkü insanın özüne yani mayasına uygun değil, insan hür doğdu, harici öğreti diye sunulanlar onu köleleştirdi. Bende diyorum ki, hür ol, özüne dön, evrenin parçası ol, sen busun!

    Maymunizm derken neyi kastediyor?

Çeşitli akımlar, öğretiler ve tanımlamalar var kitaplarınızda. Maymunizm gibi örneğin. Bunları bizlere açabilir misiniz?

İnsan zevkle, eğlenerek değişim ve dönüşümü sağlamaz. Eviniz de bile tadilat yapsanız, rahatınız kaçacaktır. Tuvalet ihtiyacınızı görmek için bile azcık zorlanmanız gerekirken, tatlı tatlı, cici söylemlerle insan nasıl değişir?

İnsanı meta haline getirdiler. Özellikle ticari kaygı varsa, o öğreti tartışılmalıdır. Unutmadan, bilim adamları onların sunduklarının bilimsel olmadığını tv’lerde açıklıyorlar. Zevk ve eğlence peşinde koşanları bu bilgi ikna edemiyor. Yaşam tarzları anlayış ve kavrayışları da değişimi sağlamadıktan sonra buna müsait değil!

Kişi kendi değişecek, ötekiler hiçbir şekilde kişiyi değiştiremez, ötekiler kişiyi değiştirebileceğine inanıyorsa ki bunlar genelde teknik bilgileri olmayanlardan çıkar, bunların işi mastürbasyon yapmaktır.

Ben önemliyim, ben değerliyim mastürbasyonu. Zaten sonuç da alamıyorlar.

Gerçekten değişime karar vermiş olan, ötekine ihtiyaç duyar mı?

Genel öğreti diye sunulanlar gaz alış verişinden öteye gidemediğinden, insanlarda alıştı gazlanmaya… Bu da farklı katmanlardaki insanların aynı davranışı sergilemelerine neden oldu.

İnsanın özüne hitap edemeyen öğretiler olmadığından, sadece statü göstergesi olarak kullanıldı.

Gazlanmaya alışmış insan, oynamak zorunda kaldı. Çünkü onlara oynamayı öğrettiler. Gerçekleri değil. Gerçeği bulucu hamleler yapamadılar. Rahatsız etse kaçacak. Tamamen ticari…

     "Fuarlara gelen okurlarımız genelde sosyal medya dışından."

Sosyal medyada yazmak nasıl bir şey? Oldukça özgür hissediyor musunuz kendinizi?

Sosyal medyada gayet rahatım ve kafama göre takılıyorum.

Kendinizi bir sosyal medya yazarı olarak tanımlıyor musunuz?

Hayır, okuyucular daha çok sosyal medyanın dışından. Bunu fuarlarda ölçüyorum.

Sosyal medyayı peki genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz?

Gerekli… ama hür olma alışkanlığımız olmadığından genel oynamayı tercih ediyor. Oynamasak daha iyi olacak.

   "Din Matematiktir."

Peki, ana akım medya dediğimiz medya hakkındaki fikirleriniz nelerdir?

Medya ticari kaygı ile hareket etmek zorunda, satıyorsa sorun yok. Başarılı görmek gerekir, şartlar bunu gerektiriyor.

Siyasi ve güncel konulara da ilişkin görüşlerinizi alabilir miyiz?

Görüşüm var, ama burada açıklamama gerek yok. Herkesin siyasi düşüncesine aynı mesafedeyim.

Dine bakışınız nedir?

Kitaplarımda açıkladım, aynısını tekrarı olacak, din matematiktir. İnsanın içindeki ve dışındaki doğal yasalardır ve hürdür. Din doğma değildir, korku kültürü değildir. Din hürleştirir ve tabi ki de kuşatıcıdır.

Bir ideolojiniz var mı? İdeolojiler hakkındaki görüşlerinizi kitaplarınızdan dolayı bizler biliyoruz. Anlatmak ister misiniz?

İdeolojim yok, gerek de duymuyorum. Kendimi herhangi bir “ist” veya “izm” olarak tanımlamıyorum. Buna gerek duymuyorum. “Farklı düşünüyor olabiliriz, farklı inanıyor olabiliriz. Fark etmez. Saygısızlık yapmadığın sürece mesafemiz eşittir.”

Kitaplarınızın birinin adı “Kendi Alın Yazını Kendin Yaz”… Bu isim konusunda eleştiri aldınız mı? Ve sizce böyle bir şey gerçekten mümkün mü?

Tabi eleştiri aldım, bu doğaldır. Çünkü kimse insana misyon yüklemedi, alışkın değil, bir de kültürel miras var, doğal görmek gerekir. Halbuki Kuran her şeyi insana bağlıyor, insanın kendi elindedir diyor ama… Bunlar isim eleştirileri, içerikten dolayı henüz eleştiri gelmedi.

Birinin adı “Kendi Alın Yazını Kendin Yaz”, diğerinin adı “Gibi Olmayın Kendinizi Oluşturun – Hür Olun”… Neden bu isimler?

İçeriği kapakta yansıtmayı hedefledim.

Yeni kitap yolda mı? Biraz bahsedebilir misiniz?

İki kitap yolda, sponsor bulursam hemen çıkaracağım. Kitapta; nereden neleri alıp nasıl öğreti, din veya yaşam şekli haline getirdiklerini, kadının neden orijinalini bozduklarını, bunda neyi amaçladıklarını, insanı nasıl korkutarak hizaya soktular ve etinden sütünden yararlanıyorlar, bunları anlatıyorum.

Diğer kitapta ise sıklıkla karşılaştığımız kişilik tiplerinin karakteristik özelliklerini ve davranışlarını anlatıyorum.

İlgi alanlarınız neler?

Satranç, tavla oynarım, futbolla ilgiliyim. Sıkı bir Galatasaray taraftarıyım.

Boş zamanlarınız var mı? Boş zamanlarınızı nelerle değerlendirirsiniz?

Okuma ve araştırma yapıyorum, spor yapıyorum, komedi filmi izlerim, bilimsel objektif yayın yaptıklarına inandıklarımın programlarını izlerim.

Kitaplarınıza nasıl ulaşabiliriz?

İnternet sitelerinden, kitapçılardan rahat ulaşabilirler.

Peki, sizlere nasıl ulaşabiliriz? Takip edebileceğimiz platformlar nereler?

Sosyal medyada birçok platformda varım. Zekeriya Beşirli yazmaları yeterli. (Gülüyor.)  Facebook'ta  (https://www.facebook.com/zbesirli) Blogdan (http://kisiselbutunluk.blogcu.com/), blogta makalerimi paylaşıyorum. Twitter’dan da (https://www.twitter.com/zekeriyabesirli) adresinden.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Kitaplarımdan,

Madde ve mevki ile ikna edemediğiniz kişilik, gerçekten güçlüdür.

Bilgi kişiyi yalnızca genç ve dinç tutmaz. Aynı zamanda muhte­şem bir estetik katar.

Ve

İnsanın, dünyada gelebileceği en yüksek mertebe hür olmaktır.

Çok teşekkür ederiz.

Ne demek ben teşekkür ederim.

Yayın Tarihi: 29 Kasım 2014
Kaynak: http://onedio.com/haber/ezber-bozan-kitaplarin-aykiri-yazari-zekeriya-besirli-ile-roportaj-411322

0
0
0
Yorum Yaz