Maymun Evrimleşip İnsanlaştı mı?

2014-12-18 20:53:00

Öğrenmek kişiye ve ya ait olunan vesayete endeksli olmamalıdır. Kitaplarımda dahil sıklıkla tekrar ettiğim bilgidir. Amacınız gerçekten bir şeyler öğrenmekse, dini veya ideolojik referanslı vesayetlerin “propaganda” amacıyla yazdığı metinler olmamalı, kişisel potansiyelinizi ön plana koyup o bilimle ilgilenmeniz gerekir, sonra ki süreç mutlaka olanaklarınız ölçüsünde gözlemlemek olmalı. Big Bang: Evrenin ve içindeki tüm varlıkların yaratılmasının başlangıcını ifade eder. & Merak etmeyin, bilim diyor ki; “maymunun evrimleşip insanlaştığı görülmemiştir.” Fakat insandan, maymunda dahil “karakter” olarak başka farklı türe evrimleşme var, gözlemleyiniz(!?) En yalın haliyle şöyle ifade edelim; “Big bang’den önce yaratıcı, hangi varlığın tam olarak ne olmasını tasarlamışsa, evrensel sistemin şartları onu o varlığa dönüştürmeye zorlamıştır.” Şartlar ve zamana bağlı olarak bilimin insanımsı olarak tanımladığı canlıyı “insana” dönüştürmüştür. Yani ilkel yapıdan muhteşem yapıya doğru gelişme göstermiştir. Bunu için milyonlarca yıl gerekti. Tahmin edilen zaman dilimi ise 6,5 milyon yıldır. İnsanı diğerlerinden ayıran en önemli özelliği; “Düşünebildiğinin üzerinde düşünebilmesidir.” Yani “homo spanies spanies”tir. Bu gelişimin (Tekamül) sonunda insana “irade serbestliği” verilmiştir. Not: Keşke bu irade serbestliği verilmeseydi, iradenin serbestliği verilmeden önce daha rahattık! Çünkü bu serbestlik insanı sadece kendinden sorumlu değil, ötekilerden de sorumlu hale getirmiştir ve insanın rahatı kaçmıştır. Hatırlatma: Konunun anlaşılması için daha fazla “Bing bang, Antroloji, Genetik Biyoloji” bilg... Devamı

33. Tüyap İstanbul Kitap Fuarındayım...

2014-11-13 09:17:00

İkinci imza günü:  3 Kasım Perşembe, Saat: 14.00 – 17.00 arası Yer: Doğu Kitabevi Standı, 2. Salon 106-C & Kitaplarıma Ulaşacağınız Adres:Doğu Kitabevi Narlıbahçe Sokak No:6/1 Cağaloğlu-İstanbul Sipariş Tel: (0212) 527 29 26  Haricinde, İnternet, D & R ve Kitapçılarda   ... Devamı

İnsan niye kaygılanır?

2014-09-08 23:32:00

Kaygılı insanlarla konuşursanız görürsünüz ki, kaygılı insanların gelecekle ilgili bir beklentileri vardır ve bu beklentilerinin gerçekleşmeyeceğinden kuşku duymaktadırlar. Kaygı geleceğe dönük bir duygudur, suçluluk duygusu ise geçmişe. Beklentisi olmayan insanın kaygısı yoktur. O zaman şu soru akla geliyor: her beklentisi olan insan kaygılı mıdır? Hayır! Her beklentisi olan kaygılı değildir. Bazıları heyecanlı ve coşkulu bir bekleyiş içinde olabilir. Peki, kaygının temelinde beklenti yattığına göre, beklentisi olan bazı insanlar kaygılı iken, bazıları neden kaygılı değil, aksine coşkuludur. Bunun yanıtı iki temel faktörde yatar: elde edilmek istenen sonuca olan tutkunun derecesi ve kişinin kendi yetkinliğine, yani "yapabilme bilgi ve becerisi"ne olan güveni. Tutkular, yani bazı "sonuç"ların mutlaka olması gerektiği ve onsuz yapılamayacağı duygusu kişiyi kaygılı yapar; çünkü sonuç elde etmede ne de olsa kesinlik yoktur, belirsizlik vardır ve bu belirsizlik ne kadar fazla ise kaygı da o derece de yüksek olur. ÖSS için hazırlanan birçok öğrenciler bunu şu an yaşamaktadırlar. Anababaları, okul sistemi, toplum, medya onlara sürekli üniversiteye girişin zor olduğunu hatırlatmakta ve "dikkat et sen de üniversiteye giremeyebilirsin" mesajını vermektedirler. Bazı öğrencilerin aile ortamı bu konuda çok duyarsız davranmakta ve bu öğrencilerin kaygıları o kadar yükselmektedir ki, bu derecede bir kaygıya öğrenciler dayanamamakta ve intihara teşebbüse kadar işi götürmektedirler. İstediği sonucu elde edebileceğine, yani "yapabilme bilgi ve becerisi"ne olan güveni yüksekse kişinin kaygısı düşük olur. Aşağıdaki şekle bir bakın. Bu şekle bir isim verelim; "özgüven-amaç matrisi&qu... Devamı

İntihar Hakkında…

2014-08-28 01:54:00

İntihar hakkında, insanlar arasındaki en yaygın düşünce, üstesinden gelinemeyen duyguları düzenlemek için intiharın tek çözüm olduğu inancıdır. İntiharın çekiciliği, katlanılamayan duygulara en sonunda son verecek olmasıdır. Trajedisi ise, yoğun duygusal stresin insanların gözlerini alternatif çözümlere kapatmasına neden olmasıdır. Herkes zaman zaman yalnızlık, depresiflik, çaresizlik ve umutsuzluk duygularını yaşar. Aile üyelerinden birinin kaybı, bir ilişkinin bitmesi, onurumuza karşı yapılan saldırılar, değersizlik hissi ve/veya büyük finansal aksilikler herkesin hayatının bir noktasında yüzleşmek zorunda kalabileceği ciddi problemlerdir. Herkesin duygusal düzenlemesi biriciktir, herkes bu durumlara farklı şekillerde yanıtlar verir. Bir kişinin intihara eğilimli olduğunu göz önünde bulundurursak, krizin bu kişinin bakış açısından doğru değerlendirilmesi kaçınılmazdır.  Ne görülebileceğinin başka birine göre çok az bir anlamı vardır ve size göre önemsiz olan bir olay bir başkasına göre son derece stres verici olabilir. Krizlerin doğasına bakmadan, eğer bir kişi durumun üstesinden gelemeyeceğini hissederse, intiharın çekici bir çözümmüş gibi görünme tehlikesi bulunmaktadır. Tehlike Sinyalleri İntihar eden insanların en azından yüzde yetmişi bir hamlede bulunmadan önce niyetleri hakkında bazı ipuçları verirler. Bu ipuçlarının farkında olmak ve kişinin problemlerinin şiddeti, böyle bir trajediyi önlemeye yardımcı olabilir. Birçok insan niyetlerini şu tip cümlelerle direkt olarak ifade edebilirler: ‘’Kendimi öldürecekmişim gibi hissediyorum.’’ ‘’Buna daha ne kadar katlanabileceğimi bilmiyorum.’’ Krizde olan diğerleri is... Devamı

Mutlu İnsanların Yapmadığı 8 Şey

2014-08-01 01:10:00

1) Geçmiş Geçmişi değiştiremezsiniz, bundan ötürü geçmişe takılıp kalmaya gerek yok. Hatalardan ders çıkarın ve ileriye bakın! 2) Kontrol edemeyeceği şeyler Başarılı insanlar sorunlardan değil, çözümlerden konuşur. Eğer ki bir sorun baş gösterirse sorunu düşünmek yerine nasıl çözebileceğinize odaklanın. Eğer ki mevcut durumu değiştiremiyorsanız ve olaylar sizin kontrolünüzde değilse, bazen akışına bırakmak gerekir. 3) Diğer insanların düşünceleri Diğer insanları dinlemek her zaman önemlidir fakat bu onların fikirlerine göre hareket etmeniz gerektiği anlamına gelmez. Eğer ki sürekli olarak çevrenizdekilerin ne düşüneceğini düşünerek hareket ederseniz endişe içinde olursunuz. 4) Sabırsızlık Sabırlı olmak küçük ama emin ve odaklı adımlar atmanızı sağlar. Bir projeden anlık sonuçlar beklemek sizi strese sokar, her değişimin ani olmayacağını ve bazılarının sabır ve zaman gerektirdiğini kabullenmek sizi daha mutlu kılacaktır. 5) Şüphe Başarılı insanlar her zaman kendilerine inanırlar. Önlerine hangi engel çıkarsa çıksın olumlu tavırlarından ödün vermezler. Sürekli şüphe hali yerine kendine inançlı olmak her zaman kazandırır. 6) Gereksiz görevler Başarılı insanlar “hayır” demeyi bilen insanlardır. Her zaman her işe yetişip herkesi mutlu etmek mümkün değildir. Sadece sizin için önemli olan şeylere odaklanın ve geri kalan şeylere hayır demekten çekinmeyin. 7) Küçük hayal kırklıkları Kötü anlar gelip geçer, bazı olaylar sizi strese sokabilir ama bunların bütün gününüzü etkilemesine izin vermeyin. 8) Korkular Birçok kere başarısız olma, başkaları tarafından yargılanma ya da... Devamı

Özgüven Eksikliği

2014-07-19 18:21:00

İnsanlar her gün baştan çıkartıcı unsurlarla karşılaşıyor ve yollarından sapmamak için bunlarla mücadele etmek zorunda kalıyor. Bilim insanlarına göre bu mücadeleden galip çıkmanın yolu iradenin güçlendirilmesi ve dolayısıyla özdenetimin sağlam bir temele oturtulması. Kaliforniya üniversitesinden Doç. Dr. Özlem Ayduk bu bağlamda dürtüsel davranışların dizginlenmesinin ne denli önemli olduğunu vurguluyor. Rus tiyatro yazarı ve modern kısa öykülerin kurucularından Anton Çehov,”memurun ölümü“ isimli kısa öyküsünde Ivan Dimitriç Çerviakov‘un kişiliğinde küçük insanın trajikomik yaşantısına ışık tutar. Bir tiyatro temsili sırasında aniden hapşıran Çerviakov, önünde oturan amirinin üzerine tükürüğünün bulaşmış olabileceğini düşünür. İlk özrünün yeterince anlaşılmadığı kaygısıyla, amirini bıktırıncaya kadar defalarca özür dilemeye yeltenir. Ve en sonunda korktuğu başına gelir; kovulur. Evine döner, kanepeye uzanır ve… ölür. Çerviakov tipik bir özgüven eksikliği kurbanıdır. Neyse ki özgüven eksikliği  Çerviakov da olduğu gibi insanlar üzerinde öldürücü bir etki yaratmaz. “Özgüven eksikliği başkalarının davranışlarını yorumlarken birtakım yanlış sonuçlara varmaya yol açtığı için ilişkilere zarar veriyor” diye konuşan Berkeley’ deki Kaliforniya üniversitesi psikoloji bölümü öğretim görevlisi Doç. Dr. Özlem Ayduk özgüven konusunda dergimizin sorularını yanıtladı. Bazen özgüvensiz insanların en hafif bir reddedilme durumunda bile aşırı tepki verdiğini, uygunsuz davranışlar sergilediklerin... Devamı

İLETİŞİM ÜZERİNE: Sağlıklı İletişimin Püf Noktaları

2014-07-11 10:22:00

Bazen karşımızdakini dinleyebilmek, bazen de karşımızdakine kendimizi dinletebilmek… Peki, ama nasıl? Yaşamımız içinde tanık olduğumuz tüm olaylar, olumlu ya da olumsuz bütün deneyimlerimiz bizde farklı duygular uyandırır. İlişkilerimizde öfke, mutluluk, üzüntü, pişmanlık, endişe, heyecan gibi birçok farklı duygu deneyimleriz. Duygularımızı anlamlandırabilmemiz için insan ilişkilerinin karmaşık yapısını ve dinamiğini anlamamız gerekir. İnsan ilişkilerinin temelinde iletişim olduğunu düşünürsek, ilişkilerde yaşanan sorunları çözebilmemiz için öncelikle iletişim hatalarının neler olduğunu ve iletişim sırasında nasıl davranmamız gerektiğini bilmemiz gerekir. Bir kişiyle ilişkimizde yaşadığımız bir sorun anlık olabilir ya da zamanla unutulabilir ancak ilişki dediğimiz olgu “an”ların toplamıdır. Bir ilişki, yaşanılan tüm sorunları, iyi ve güzel anıları, paylaşılan duyguları içinde barındırır. Yaşanılan olaylar unutulabilir, hatta zamanla o olay esnasında hissettiğimiz duygular kaybolabilir ancak özellikle olumsuz duyguların etkisi biz fark etmesek de devam eder. Bu sebeple, her yaşanılan olay ve duygu bir kişiyle ilişkimizin bütünlüğüne etki eder, yıllar sonra güzel anlarla dolu, mutluluk veren ya da içerisinde anlam veremediğimiz kızgınlıklar barındıran, olumsuz birçok olay içeren bir ilişkiye zemin hazırlar. Basitçe tanımına bakacak olursak iletişim, bir kişinin karşısındaki kişi/kişilere, duygu veya düşüncelerini yazılı, sözlü ya da görsel bir yolla aktarmasıdır. İletişimi bir alışveriş olarak ele aldığımızda, iletişim esnasında dinleme ve ifade gücüne dayalı farklı zorluklarla karşılaşırız. Önyargı, ifade zayıflığı ve ilgisizlik iletişimi zorlaştıran etkenlerin başında gelmektedir.Ezbere dayalı bir eğitim sisteminden geliyor ol... Devamı

Duygusal Şiddet

2014-06-23 10:34:00

Duygusal şiddete uğrayan insanları, çoğu kez ilk görüşte tanımak mümkündür. Dalgın gözleri kolayca ıslanır, hafif sesle konuşurlar, konuşmalarını bölen sessiz boşluklar vardır; oturdukları yere yerleşmez, adeta ilişirler… Genellikle iyi kalpli, nazik ve nitelikli insanlar olmalarına karşın çoğunun özgüvenleri zayıftır. Yaşadıklarını tanımlamakta zorlanırlar, kendilerini sıklıkla suçlarlar. Yaşadıkları da zaten, tanımlanması zor bir şeydir. Duygusal şiddet, fiziksel şiddetten farklı olarak, yüz yerine kalbin darbe aldığı, kemikler yerine duyguların kırıldığı, beyin yerine benliğin sarsıntı geçirdiği bir şiddet türüdür. Kötü olansa, bu şiddet türünün sonuçlarının, fiziksel şiddette olduğu gibi kolayca görülebilir, tanımlanabilir ve suç kabul edilip cezalandırılabilir olamayışıdır. Duygusal şiddet, bir insanı, korkutarak, aşağılayarak, tehdit ederek, sürekli eleştirerek, suçlayarak, hakaret ederek, ondan hiç memnun olmayarak, sözel, sosyal, maddi ve bazen de fiziksel baskı yoluyla kontrol altında tutmaktır. Duygusal şiddet, ''ayıp, yasak, günah'' gibi, toplumda yerleşik değerlerden beslendiği için, çoğunluk tarafından, kolayca onaylanıp kabul görmektedir. Duygusal şiddet, anne-babadan, diğer aile büyüklerinden, kardeşlerden, sevgiliden, eşten, çocuklardan, yöneticilerden ve arkadaşlardan gelebilir. Duygusal şiddet, insanın kendine güvenini, saygısını, değerini yavaş yavaş kemiren bir beyin yıkama süreci olarak tanımlanabilir. Ne kadar zeki, başarılı, çekici, becerikli olursa olsun, mağdur kendisini ''yetersiz, aptal, beceriksiz, suçlu, günahkâr, kirlenmiş'' gibi hisseder. Şiddeti uygulayan, karşısındakine vicdani sorumluluk y&uu... Devamı